Thesarıkafa aslında Deniz, 1988 doğumlu, Rüzgar'ın annesi. Bu blog anne adaylarına annelere fikir olsun, umut olsun diye açılmıştır.


Biz insanlar ne değişik varlıklarız ya :) Simdi size burda emziği  nasıl bıraktı diye yazıyorum , ah bide bilseniz ne zorluklarla  ben ona emziği sevdirdim.

Neyse gelelim bırakma hikayemize biz, sanırım iki ay felan oldu..
Gündüz zaten ben saklıyordum emziğini, sadece yatarken istiyordu. Bir gün biz ikea`ya gittik, o kadar çok uykusu geldi ki kucağımda uyuya kaldı, arabasına yatırınca kıyamet koptu. Sakinleştirmek ne mümkün aman allahım , tüm insanlar bize bakıyor. Hayır derdin ne çocuğum, moraracak kadar ağlamanın  anlamı neydi, tabikide güç gösteresi. Ve evet kazandı , neyse toplumun her seye karışma konusunu başka zaman anlatırım...
Asansöre binecekken bu elindeki emziği bir fırlattı, tamam dedim bırakıyoruz artık emziğini. Onsuz uyuyamaması, ona bağlı olması artık zorluyordu....
O günün akşamı onunla yatağa girdim, ona hikaye anlatmaya başladım.

" Annecim bir Tavşan varmış, senin emziğini almaya gelmiş. Sen artık büyüdün, ve emziklerin pis olmaya başladı " dedim.
Klasik rüzgar cevabi tabiki " hi hi , meme pis oldu dedi "
O gece inanin çok üzüldüm haline , ellerini kollarını nereye koyacak bilmiyordu...
Sanırım 2 saat sürmüştü uyuması , ama olsun ilk gece icin kendimi baya basarili bulmuştum.

O gece hiç uyanmadı, vay beeee ne kadar kolaymış diye böbürlendim evde :)

Tabi deniz çok kolay tabi  , öğlen saatler süren uyutma serüveninden sonra 15 dakika sürdü ve uyandı. Önceden emziğini alıp uyumaya devam ederdi , ama simdi nasıl uykuya dönecek bilmiyor ve inanılmaz ağlıyordu.
Ve ikinci gecemiz , o lala gayet güzel uykuya gecti. Sonra gece bi uyandı, ve yine uykuya gecemedi tabi ağlıyor. Emziğin yerinede başka bir seye alismasina  kesinlikle istemedik biz , bide onu bıraktırmak  ile uğraşamam dedim. 1 hafta boyunca bu böyle devam etti , en son artık ben galiba emziğini geri vericem kıyamam felan diyordum kendime. Ama vermedim, kendimi tuttum iyiki de yenik düşmedim icimdeki duygusal anaya :)

Ara ara ona soruyorum , emziğin nerde diye, ona hatırlatmak icin degil kesinlikle. Bu onda kötü bir ani olarak kalmasın diye onunla ara ara konustuk bu konuyu. Ama gecen icim bir ciiiiiizzz etti ya, ah biz bu analar var ya bu analar onlardan daha bebegiz aslinda.
" Anne, hase ( tavsan) meme geri ver , o bebiiiim " diye aklına bi geldi , dedim aman allahım ben napacam simdi ?

" Ama o pis oldu ya , hatirladin mi ? " dedim ve yine "hi hi " dedi konuyu kapatti.

O gün bugün bizim emzik, rüzgarin sevgili memisi tavsanla gezmeye gitti :)

Biz isteyince hepsi oluyor aslinda , ve en önemlisi cocugunuzu gözlemleyin. Onun hazir olmasi cok önemli , siz bir seyi bitirmek isterken ona kötülük yapiyor da olabilirsiniz.

Neyse biz bu ara bezsiz hayata alismaya calisiyoruz , sizi öperiz.

Yazilim hatalari icin kusura bakmayin, kardesimin klavyesi türkce..:) Bak ya burda bile bi susmak bilmedim ki ben ;)


Thesarıkafa aslında Deniz, 1988 doğumlu, Rüzgar'ın annesi. Bu blog anne adaylarına annelere fikir olsun, umut olsun diye açılmıştır.




25 NISAN 2014 ilk evladim RUZGAR`imin kucagimda son nefesini vermisken,  allahim 06 MAYIS 2014 de ikinci evladima nefes verdi.. Nasil bir sinava tabi tutulmustum, bilmiyordum Tek bildigim sey oglum Ruzgar`im herseyim icin, dua etmeliydim, dualarimi elbet duyacakti canim allahim. Allahima sigindim, bana guc vermesi icin yalvardim. Yalvaririm bana guc ver ne olur.. ogluma hergun nefes ver ne olur.. Herseyimiz yaradandan, dertte ondaaan dermanda. Hic isyan etmiyordum, neden ben de demiyordum. Allahin ilahi taktiriydi yasadiklarimiz ama sabir istiyordum, guc istiyordum.. cok caresizdim, elim kolumu baglamislardi sanki, elimden hic birsey gelmiyordu, iyi edemiyordum evladimi, derman olamiyordum ona. Bakmiyordu bile bana, annesine,  oylece hareketsiz yatiyordu yogun bakimda..…

Dogumdan sadece 3gun sonra Ruzgarim`a kostum. Sezeryanliymisim, dikislerim mi patlarmis, logsaymisim, benim neyime, ben kimim,  neyim, varmiyim, yokmuyum, yasiyormuyum, yasamiyormuyum, unutmusum ben beni. Bildigim tek sey guclu olmaliydim evlatlarim icin. Ruzgar`im icin. O yasamaliydi. Yalvariyordum allahima, ne olur bana bagisla evladimi her saniye her dakika. 

Girdim Ruzgar`imin yanina, dogumdan sonra ilk defa giriyordum odaya, allahim ne olur aklima hakim ol ne olur, şu yuregime al cikart , dayanamiyor yuregiiim artik sus yuregiiiiim suuuuusssssssssss suuuusssss!!! oglumun butun eklemleri,  elleri kollari donmus,  ayaklari donmus, vucudu S seklini almis .. gozleri yari acik, ne acabiliyor ne kapatabiliyordu onlari.. 

Ne oldu benim guzel ogluma boyle??? ne oldu?? “Allahim guc ver bana ne olur” diye diye beynimi yiyordum , ahh yureyim ah nasil dayanirsin? bu ana yuregi nasil dayanir bu aciya.. Canimi söküp bedenimden, verebilsem sana yavruuuuuuuum, RUZGAR'iiiiiim...  Daha gecen gun bana Ankara`nin daglarini soyluyordun. Nesibe, Eren arkadaslarinla kreste gecirdigin zamanlari bicir bicir dillendiriyordun..  Hani senin karnimda sevip, defalarca öptüğün kardesin varya, CINAR o artik burada bizimle simdi. Bak kardesin geldi, hadi ne olur kalk, ne olur..  Hadi kalk prensim, kalk ne olur kalk, annen seni cok seviyor, seni cok ozluyor, sesini ozluyorum, o icimi simsicak yapan o gulusunu, o isil isil bana bakan komur gozlerini ozluyorum. Hadi benim bebegim ne olur kalk kalk kalk… o kara kömür gozlerinle yine bana bak, yine saril boynuma, yine yaramazlik yap, yine butun cekmeceleri bosalt, yine tv sehpasina cik,.. ne olur kalk ne olur yeterki kalk….. 

Ne olur ac gozunu, savas benim icin, yilma, birakma kendini, benim icin, kardesin icin, baban icin, hepimiz icin. Bizi boynu bükü birakma pasaaaaam, bizi sensiz, öksüz birakma ne olur. Hadi benim azimli oglum, sen yasamalisin, allahim sana ikinci kez yaşama sansi verdi. Tekrar nefes verdi, ne olur tutun hayata ne olur.. 



Ahh ahh dayanamiyor yuregim, dayanmiyor oglumu o halde gormeye.. caresizim allahim, ellerimi sana actim ne olur yarrabbim ne olur gör bu kulunu, alma benden evladimi tekrar ne olur. Almak vermekte sana mahsus, ikisinide yasadim ben hatta ayni anlarda, ne olur bana bagisla Ruzgar`imi ne olur… Yine baksin o kömür gozleriyle anacigina, ne olur acsin o anlam dolu gozlerini ne olur….. 


yazilim hatalari icin kusura bakmayin, annesi kendisi yaziyor ve ben üzerinde oynamak istemiyorum, kendi duygularini düzeliyormusum gibi geliyor. Tesekkür ederim, devami gelecek....
Thesarıkafa aslında Deniz, 1988 doğumlu, Rüzgar'ın annesi. Bu blog anne adaylarına annelere fikir olsun, umut olsun diye açılmıştır.

Oğlum, evladım, missss kokulum Rüzgar’ım, yavrum içerideydi, ben ise kapının dışında, karanlıklardaydım. Bilmiyorum nasil ama bir ara canim babami gördüm, rengi bembeyazdi, dizlerine vuruyordu, ah Allahım kıyameti koparsam ne fayda, canim içerden cıkmıyor cikmiyor cikmiyooooor!!!


Bir doktor dahi söylemiyordu ne olduğunu, kaybolmuştum karanlıkta, ışık arıyordum. Babama yalvarıyordum “ne olur Allah aşkına ALLAH aşkına babaaam canim babam bana doğruyu söyle öldü mü benimmmm prensim gitti mi bendennn” babammmm babammmm ah babam, ah yüreğim yanıyor.. Yaniyorum, rabbim duy sesimi ne olur bu anacığa evladını bağışla, benim canımı al ama Rüzgar'ımı alma benden yalvarırım sana. Ne olur ne olur canim Allahım ne olur .. 

Hiç ama hiç bir şey benzemez evlat acısına, kınalı kuzum neredesin, nerdeee????. yüreğim kanıyor, yüreğimi kesip çıkarsalar acımayacak, acım o kadar büyük ki. Oğlum yavrumu ölü vermiştim doktorların ellerine, yine ölümü alacaktım, ne olur Allahım duy sesimi ne olur.. yavruma doyamadım ben daha, yavrumu bana geri ver ne olur. Beni evladımla ne olur sınama, sana silgindim yarabbiiiim. Bu kuluna acı, yavrumu bağışla bana ne olur. Yalvarıyorum sana....

Ben çok fenaydım hatırlamıyorum herseyi net, Cinar`im karnımda kaskatı kesilmişti, dayanamıyordu oda acıma, “ne olur anneciğim benim icin güçlü ol” diyordu sanki. Kapı açıldı doktorlardan biri çıktı dışarı “kalbini çalıştırabildik ameliyata alıyoruz” dediler.. Ben o an yıkılıvermişim yere, hemen beni nts ye almışlar benim tansiyon 17 18  yarı baygın. Ben karnımdaki yavrum içinde yalvarıyordum Allahlıma bir yandan. Kendimden vazgeçmiştim,  rabbime iki evladım için yalvarıyordum sadece . Allahım yalvarırım sana kokusunu aldığım, koynumda büyüttüğüm oğlumu bana bağışla ne olur, karnımdaki yavrumu bana bağışla diye diye yalvarırken yine kendimden geçmişim.. karanlık karanlık karanlık, her yer karanlıktı…

 Doktorlardan biri dışarı çıkmış, bana kalbini çalıştırdık demişlerdi. Rüzgar’ım  kalbi 15 dakika doktorların cabalarıyla, çalıştırmıştı, Benim karnim burnumda doktorlara yalvarıyordum “ne olur içeriye alin beni ne olur” diye, almıyorlardı. Ama en sonunda aldılar beni, onlar da dayanamadılar benim durumuma, rengim bembeyaz, gözlerimin altı kapkara olmuştu ağlamaktan, uykusuzluktan harap düşmüş ben, karnim burnumda, gözümde yas, karnımdaki yavrum için ayakta durmaya çalışıyordum ve içeri girdim. Ben Rüzgârımı o yatakta gördüğümde, kabus santim ilk, uyanmak istedim kabusumdan. Gözlerimi kapattım bir iki saniye, sonra açtım. Ama kabus değildi, gerçekti yaşadıklarım, gördüklerim. zifiri bir karanlıktı her yer yine, ben ben değildim yaşamıyordum sanki,. Çaresizdim, ellerimi kadirdim yukarı Allahım ne olur bana güç ver dedim tekrar tekrar..

Sonra oğluma, kokusuna doyamadığım canım Rüzgar'ıma, yavruma yaklaştım ama bana bakmıyor hareket etmiyordu, susmuştu gözlerini, öylece kapamış yatıyordu. Halbuki ben ona SÖZ vermiştim bir daha doktora gitmiycez diye sözzz SÖZZZ. Ama olmadı sözümü tutamadım oğlum affet beni tutamadım sözümü tutamadım. Ah yüreğim suus suuusss .

Yine çok fenalaştım, hemen yanından çıkarmışlar beni, nts ye almislar yine. Rüzgar’ı Marmara Eğitim hastanesine yatırmalıydım, Marmara Eğitim Hastanesi pediatri yoğun bakimina girmesi gerekiyordu çünkü Kartal`da, yani ilk müdahalesinin yapildigi hastanede çocuk yoğun bakimi ünitesi yoktu. ah ah Marmara’ya sokmak için araya sokmadigimiz insan kalmamıştı ama "yer yok" diye almıyorlardı oğlumu, almıyorlardı, çaresiz birakilmistim. Ama ben yılmadım, oğlum yatıracaktım oraya ne olursa olsun Rüzgar yatmalıydı Marmara'ya esim Gökhan’a “Ben Marmara’ya Eğitim hastanesine gidicem” dedim “ gerekirse yalvaricam, kapılarında yatacağım, yeterki oğlumu alsınlar oraya” dedim ve gittik hastaneye esimle yalvarmaya.. 

Girdik doktorun yanına ve bir sure sonra telefon geldi Rüzgârı nakil edeceklerini söylediler,  Ben kalakaldım oracıkta,  nutkum tutulmuştu . Esim   “ben gideyim sen kal Meryem” dedi ve ben de kaldım Marmara Eğitim hastanesinin kapısı önünde, oğlumu o Marmara nın kapısında saatlerce gözümü kırpmadan bekledim ama zaman geçmiyordu, dualarımın yalvarışlarımın sonu gelmiyordu.

Ambulans geldi içinden oğlumu RUZGAR`imi indirdiler, tüpler takılı cihazlar takılı her yerinden kablolar sarkıyordu, 4.kattaki odasına çıktık. Hemen doktorlar aldılar içeriye yavrumu, anasının kınalı kuzusu, arkasından bakakaldım çaresizce. Bizi sokmadılar,  yavrumun yanına sokmadilarrrr beni, anasını sokmadılar.  Esimle sımsıkı sarıldık, ağlıyorduk. Benim hıçkırıklarım yankılanıyordu hastane koridorlarında yüreğim kanıyor, beynimde şimşekler çakarcasına, o arabada bana korku dolu gözleriyle bakışları geliyordu gözümün önüne...    . Ben yine fenalaştım , dayanamıyordu bedenim artık, doğuma zamanım vardı ama sancılarım başlamıştı., hazır değildim ben, RUZGAR’ım bırakamazdım. Ama bana Cinar’im acilen alınması gerektiğini soyluyordu doktorum ama ben nasıl yatayım hastaneye???  canimin canii RUZGAR’ım böyleyken ben nasıl nasıl yatayım hastaneye nasıl? Nasıl bırakırım yavrumu bensiz, yapamam yapamam bırakamam prensimi, kömür gözlümü, canimin içini, RUZGAR’ım bırakamamam.. . 


Devamı yakında....

Thesarıkafa aslında Deniz, 1988 doğumlu, Rüzgar'ın annesi. Bu blog anne adaylarına annelere fikir olsun, umut olsun diye açılmıştır.





Bazen hayatımız bir dakika içinde değişe bilir, tıpkı Meryem ve rüzgar emirin hayatı gibi.



Meryem kısaca sen kimsin ?
Adim Meryem ( MERYEM GUNEY ) ismimi hep sevdim ben, ama ismimin aksine hep yaramaz ve hiperaktif bir çocukluğum oldu. okudum, üniversite bitirdim. Esim GOKHAN GUNEY ile tanıştım.
Çok mutluyduk ve bu mutlulugu aile olarak tamamlamak en büyük dileğimizdi. Esim bana ilerleyen günlerden birinde; “Hayatim ilerde çocuğumuz olursa adını RUZGAR koyalım mi?” diye sordu, bende “Olur hayatim inşallah yüce rabbimiz bize nasip eder ve biz de koyarız” dedim.
Odası, kıyafetleri hazır oğlumuzu büyük bir heyecanla bekliyorduk..        Hamileliğimin 41. haftasında, Rüzgar’ım 3kg 650gr olarak sağlıklı bir şekilde 21 ARALIK 2010 tarihinde gözlerini dünyaya aç misti. Doğar doğmaz, kucağıma verdiler. O an anlatılamaz!!!. İçimde canımdan, kanımdan beslenen bebeğim, kucağımdaydı. Sanki kırk yıllık anneymiş gibi oluyor insan,  ilahi bir an o an.
Hayranlıkla şaşkınlıkla hastaneden çıktık ve ben dünyanın en kutsal mevkiine, yani anneliğe TERFI ETMISTIM. Ben bir anneydim artık..
RUZGAR EMIR Güney’in annesi, MERYEM Güney’dim ben.


Peki Rüzgar  nasıl bir çocuk ?

Artık biz, onu dinler olmuştuk. Bıcır bıcır konuşur herkesi kendine hayran bırakırdı meleğim, annesinin yakışıklı prensi, RUZGAR`iiiim..  Tam da “ büyümüşte küçülmüş” derler ya iste, Rüzgar’ım sanki büyümüşte küçülmüştü. Görünüşü bebekti belki ama söylediği laflar adam adamdı. 
Biliyor musunuz gorili beslerken korku sıfırdı benim cesur oğlumda. Biliyor musunuz dudakları mosmor olsa da tim tim titresede o denizden çıkmamak için direnişini, babasına o minicik bedeniyle kafa tutusunu. Biliyor musunuz “anneeee bana köfte yap” diye pesimden koşardı. En çok sevdiği yemekti köfte..  Biliyor musunuz, bana hiç pembe bir şey aldırmazdı “ anne yaaaa bana pembe alma bana onu gizlarrr giyer” derdi benim çok bilmiş oğlum
Maalesef gece uykuları düzensizdi geniz eti sıkıntısı vardı çok zorlanmaya başlamıştı bebeğimi. Nefes almakta uyumakta zorlanıyordu. Geceleri hep gider gider nefesini dinler, çok geceler sabahla misimdir Rüzgar’ımın başı ucunda. Ya nefes alamazsa ya ben uyuya kalırsam diye psikolojim alt üst olmuştu.  Her gece  o minik bedenindeki kalbini dinliyordum, nefesini takip ediyordum.
Geceleri nefes almakta çok zorlandığı için, korkularım her gecen gün daha da buyuyordu.  Çok araştırdıktan sonra geniz eti ameliyatı oldu yavrum, kömür gözlüm Rüzgar’ım. Allah ima çok şükür 1 günde atlattık, rahatladı hemen, uykuları düzeldi.. 2- 3 ay surdu bu rahatlık ve sonra bademcikleri şişmeye başladı, çok acı çekiyordu yavrum benim, yemek yiyemiyor, ağlıyordu,  antibiyotik üstüne antibiyotik, iğne üstüne iğne oluyordu.  Devamlı günlerimiz hep hastane de geçer olmuştu.  Bronşit sürekli bir yüksek ateş, sürekli boğaz enfeksiyonu. Benim yüreğim acıyordu, onun acısına derman olamadığım için çok üzülüyordum.. Bebeğimin bademciklikleri sürekli şişiyor, acı çekiyordu,  ben bir anneydim, evladımın acı çekmesine dayanamıyordu bu yüreğim,  ana yüreği iste evladı acı çekerken çaresiz kalıp kavruluyordu oda.… 
Artık götürmediğimiz doktor kalma misti ve  her seferinde bademcikleri alin mali yanıtıyla karşı karşıya  kaldık. Ama Allahtan ümit kesilmez belki kendi kendine geçer diye umudumuz vardı içimizde. Biraz daha beklemeye karar verdik, çünkü Rüzgar’ım çok küçüktü, bebekti o daha…
Ama bu amali yatan kaçamadık tabi.
 Yaşı 3,5 tu daha büyümüştü biraz daha simdi.. Başka çaremiz kalma misti. Devlet`in hastanesinde oğlumun ameliyatı için gün aldık. Allah imin izniyle ameliyat olacak, artık acı çekmeyecekti oğlum ama olmadı..….
Neden olmadı ? ameliyat sırasında  sorun mu çıktı ?
O 45 dakika, sanki 45 sene gibi gelmişti bana.. Saniyeler ay gibi geçiyordu sanki. 8 aylık Çınar’ıma hamileydim, kalp atışlarım hızlandığı için oda huzursuzlanamaya basla misti. Tekrar tekrar deriiiin deriiiin nefesler alarak, elim karnımda, Çınar’ımdan güç alırcasına, sakin beklemeye çalıştım. Hep Rüzgar iyi olacak, iyi olacak Allah imin izniyle diyerek, dualar ede ede 45 dakika geçmişti ve Allah’ıma çok şükür yavrum RUZGAR’iiiim ameliyattan çekmişti. Allahlınım şükürler olsun dedim, doktorumuz, ameliyatın çok iyi geçtiğini söyledi. Ama ilk günler iştahı olmayabilir diye de  bizi uyardı. İlaçlarımızı aldık. Bir hafta sonraya kontrol için doktorumuz günümüzü verdi.  Ameliyat çok iyi geçtiği için, doktorumuz sonuçtan çok mutluydu, son bir kontrol ettikten sonra ayni gün taburcu ettiler prensimi.
İlk günler çok zorlandık , bebeğim hiç bir şey yiyemedi içemedi günlerce, biliyorduk doktorumuz uyarmıştı bizi, "Rüzgar yemek yemede zorlanır, hep sıvı i şeyler, ilik şeyler verin" diye bir liste vermişti elimize.  Bir kaç gün  sonra yavaş yavaş verilen o listeye göre ilerledik, çok dikkatliydi oğlum. Her gün “Ağzını aç bakalım oğlum” derdi babası bir şey var mi iyileşiyor mu diye kontrol ederdi benim hayat arkadaşım canim askım, öbür yârim, ikiyi varsın GÖKHAN GÜNEY.
Ameliyattan 1 hafta sonra kontrole götürdük meleğimi, “ iyileşiyor oğlunuz” dedi doktorumuz. Hatta kamerada bize Rüzgar’ın bademciklerini göstermiş, nasıl bir iyileşme kaydedildiğini belirten bir rapor yazmıştı Rüzgar'ın dosyasına. Evet her şey çok güzel görünüyordu, ameliyat edilen bölge iyileşiyordu.. Doktorumuz çok iyi bir yol aldığımızı , listeye devam etmemizi ve asitli ve sert şeylerden uzak durmamız gerektiğini tekrarladı. Doktorumuz, sonuçtan çok memnundu, 15 yıllık bademcik ameliyat bilgisi, tecrübesi bunları söyletiyordu ona. O sırada RUZGAR "Anne bak iyileşmişim bir daha gelmeyelim doktora tamam mi? " dedi . “Tamam askimmmmm benim, SÖZ sana SÖZ  gelmeyeceğiz bir daha, aferin benim cesur oğlum” demiş, kocaman serilmiştim bebeğime.
Ve öyle uzaklaştık hastaneden, önümüzdeki ay kontrolüne kadar dönmeyecektik hastaneye, çünkü her şey yolundaydı. RUZGAR`ım, gözümün nuru, anneliği bana ilk tattıran, “annecigiiiiiim” deyince yüreğimi eriten, kokusunu içine çekmeye doyamadığım, öpmeye bile kıyamadığım, annesinin kömür gözlüsü, fındık burunlusu,  gülüşüyle içimi ısıtan RUZGAR’ım iyileşiyordu ve Allah’ımın izniyle yakında kardeşi de olacak, ona abilik yapacaktı. Hatta bazı günler “yaramazlık yapmayın çocuklar, uslu uslu oynayın bakiyim” diyeceğim günler vardı önümde.
Her şey yolundaydı, RUZGAR’ım iyileşiyordu, ikinci bebeğim Cinar`im ha bugün ha yârin gelecekti, mutluluğumuza mutluluk katacaktı. Evet biz dört kişilik mutlu bir aile olmaya adım adım yaklaşıyorduk her gün…..

Yani aslına her şey yolundaydı ? Peki sonrası da rahatladı mı rüzgar ?

Tarih 25 Nisan 2014. Ameliyattan sonraki 10.gun. Hayatimin tamamen değiştiği gün 25 NISAN 2014 CUMA 
Her cuma görüştüğüm dostlarımla birlikteydim. RÜZGAR her zaman ki gibi neşeli mutlu, bıcır bıcırdı,  arkadaşlarıyla beraber arabalarla oynuyor. Ankara’nın bağlarından tutunda bütün marifetlerini ortada döktürüyordu.  Rüzgar’ım arkadaşıyla oynarken neşeli neşeli bende çok sevdiğim arkadaşlarımla koltukta oturmuş, muhabbet ediyor bir anlamda haftanın yorgunluğunu çıkarıyorduk, çayımızı yudumlarken.

Bir kaç dakika sonra presim benim yanıma geldi, ilk bana bir şey söyleyecek, benden bir şey isteyecek sandım, ama o karnimi, kardeşi CINAR`I öptü durmadan, şaşırmıştım. Birde kardeşim gibi sevdiğim canim arkadaşım PELIN KAYA SAHIN, oda benim gibi hamileydi.  Rüzgar’ım sonra gitti onunda karnini öptü ve tekrar oynamaya devam etti arkadaşlarıyla. Pelin`de bende şaşkındık.  Hep öperdi karnımı, kardeşini zaten Rüzgar’ım, ama bu seferki öpmeler farklıydı sanki…
Melegimmmmmm ilkim her şeyimmm ahhh yüreğim ahhhh susssss yüreğim susssssss sussssssss. Bir süre sonra yanima geldi, Rüzgar'ım, ağzindan kan geldiğini söyledi, ve birden kan kusmaya başladı, ben bembeyaz oldum, kan kusuyordu meleğim o an ne olduğunu anlayamamıştım kulaklarım çınlıyordu. Duvarlar sallanıyordu sanki.. Sanki dünya üzerime yıkılmış, altında ezilmiştim. Ben Çınar’ıma 8 aylık hamileydim, alamıyordum Rüzgârımı kucağıma karnim engel oluyordu.  Hemen arkadaşım Rüzgar’ı aldı kucağına ve merdivenlerden aşağıya koşmaya başladı. Rüzgar’ım bağırıyordu, daha 3,5 yaşındaydı oda anlamamıştı ne olduğunu, “anne anne” diye bağırıyor, çok korkmuştu. Bana  RUZGAR “annnnneeeeeeeeeee anneeee” diye bağırdıkça kan fışkırıyordu ağzından. Benim karnim engel oluyordu koşmama, ama ikişer üçer merdivenlerden iniyordum yine de. Rüzgar beni görsün istiyor, elini tutmaya çalışıyordum, benden güç alır belki sakinleşirdi tek düşüncem o an.
Arabaya bindiğimde, RÜZGAR gözlerime söyle bir baktı.  Gözlerime baktığı o ani asla asla asla asla unutamıyorum. SİLMİYOR SUSMUYOR BEYNİM!!!!!
“Anneeee anneeee üstümü cikarrrrrr” diye çığlık atıyordu.  Oğlumu,  evladımı aldım kucağıma arka koltuktaydım, sakinleştirmek için elimden geleni yapıyordum ama ne mümkün kan kusmaktan korku sarmıştı o küçücük bedenini, konuşamıyordu bebeğim. O küçük bedeni titriyordu korkudan, o kara kömür gözleri korkuyla bakıyordu bana. Ben hakim olamıyordum yavruma, çaresiz kalmıştım. Allahım güç ver bana ne olur... Hemen ters cevirdim evladımı, bir elim bileğinde nabzına bakıyordum, diğer elim de o küçücük kalbindeydi,  oğlumu sakinleştirmeye çalışırken arabayı süren arkadaşıma çığlık atıyordum “Gaza basssss ne olurr yetişşşş Funda, kalbi durdu Fundaaaaa ne olur yetişşşş evladiiiiiim,  yavruuuum ölüyor, yetiiiiiiiş Fundaaaaaaaaaaaaaa yetiiiiiiiiişşş”
Benim meleğimin kolu aşağı düştü, kalp atışlarını hissedemiyordum , kalbi durmuş,  nefesi kesilmişti. Kucağımda arabadan atladım  ama koşamıyordum, kocaman karnım engel oluyordu bana, koşamıyordum koşamıyordum koşamıyordum.., kucağımda ölen oğlumu, iki kolu iki yanına düşmüş oğlumu yetiştiremiyordum hastaneye, karnım engeldi bana o an . Cinar`im dayanamıyordu bu kadarına.. Allah im ne olur yardım et bana diye yalvarıyordum bir yandan..
Birden bir tane amca gördüm yolumda,  amcaya attım RÜZGAR`I “Ne olur koşşşşş amca ne olur koşşş” Kucağımda ölmüş oğlumla koşan amcanın arkasından var gücümle koşuyordum. “Ne olur koşşşş amca ne olur koşşş”  diye çığlıklarımla acile girdik.  RÜZGAR `imi aldılar hemen içeriye,  gerisi zifiri bir karanlık bende…. 


Hikayenin devamı yakında...

Thesarıkafa aslında Deniz, 1988 doğumlu, Rüzgar'ın annesi. Bu blog anne adaylarına annelere fikir olsun, umut olsun diye açılmıştır.

Neden Çocuk Devam Sütü?

Çocuklar, büyüme ve gelişimlerinin büyük bölümünü 1-4 yaşları arasında tamamlarlar. Yiyeceği yemekler konusunda çok seçici olabileceği bu yaşlarda çocuğunuzun fiziksel ve zihinsel gelişimi için zengin ve doğal içerikli gıdalarla beslenmesi gerekir. Güçlü bir bağışıklık sistemi de bu fiziksel ve zihinsel gelişimi taşıyan vücudu mikroplara karşı koruyarak, büyümede çok önemli bir görev üstlenmektedir.

Neden Pınar Çocuk Devam Sütü?
Çocuklar, fiziksel ve zihinsel gelişimlerinin yanı sıra bağışıklık sistemlerini güçlendirecek besin ihtiyaçlarının önemli bir kısmını sütten alabilir. Çocuğunuzun fiziksel ve zihinsel sağlıklı gelişiminin ve bağışıklık sisteminin güçlenmesi için ona süt içirebilirsiniz.

1 yaşından büyük çocuklarınızın fiziksel ve zihinsel sağlıklı gelişimini ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini desteklemek için, saf süte prebiyotik lifler, vitamin ve mineraller ilave edilerek geliştirilen Pınar Çocuk Devam Sütü’nü güvenle içirebilirsiniz. Pınar Çocuk Devam Sütleri B12, Çinko ve Kalsiyum kaynağıdır.

Altı aydan büyük bebeklerinize ise onların 6-12 aylık dönemlerinde ihtiyaçları olan vitaminlerive mineralleri karşılayacak şekilde geliştirilmiş Pınar İlk Adım Devam Sütü’nü verebilirsiniz.

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.